1 Kasım Seçimleri

logo_politikaCumhurbaşkanı, Sarayından erken seçim kararı aldı. Bu yetkiyi nereden aldı bilinmiyor. 7 Haziran’da genel seçim gerçekleştirilmiş ve beğenilsin veya beğenilmesin ortaya bir irade çıkmıştı. Birileri bu iradeyi beğenmemiş olacak ki, acemice hazırlanan bir senaryo ile “tekrar” seçim ile şansını yeniden denemek istiyor.

Bu karara verilmesi gereken tek bir yanıt vardır: HDP oylarının daha da artırılması! Bu tespit ile amaç, parlamentoda daha fazla HDP Milletvekili olsun arzusu değildir sadece. Seçilecek milletvekillerinin ve güçlenecek HDP Meclis Grubu’nun sadece nicel olarak değil, nitel olarak da etkisi artmalıdır.

7 Haziran seçimlerinin meşru olmasına rağmen gayrı meşru muamelesi ile yok sayılması bize önemli bir doğruyu hatırlatmalı. Siyasi mücadele parlamento ile sınırlı değildir. Hatta, parlamentoya yansıyan parlamento dışı mücadelenin gücüdür. Burjuvazi’nin “demokrasi”, bizim ise “Burjuva Diktatörlüğü” olarak adlandırdığımız yönetim biçimi kendini hatırlatmıştır. “İşime gelmeyen sonucu kabul etmem” demiştir. Bunu sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan söyledi zannedilmesin, bu söylem işbirlikçi tekelci burjuvazinin ve onun devletinin söylemidir.

Onun için parlamentoya girilecekse, öyle bir güçle girilmelidir ki, daha güçlü girildiğinde, burjuvazi daha sert tepkiler verdiğinde, oy verenler örgütlü bir biçimde oylarının belirlediği siyasi iradeye sahip çıkabilsinler. Görüldüğü gibi bu kapitalist düzende bazen oy almak da yetmiyormuş. Aslolan onun altını, arkasını sağlam örmekmiş.

Devlet, Saraydan alınan bir emirle 24 Temmuz’dan beri Kürt illerine savaş açmış saldırıyor. Bir aydan fazla zamandır, savaş jetleri ile, tanklarla, ağır silahlarla, özel yetiştirilmiş komandolar ile bir sivil halka saldırılıyor. Yüksekova’da, Cizre’de, Lice’de, Hani’de, Kızıltepe’de, Silopi’de olanlar normal mi? Devlet, terör ile HDP’ye oy veren seçmenleri cezalandırıyor.

1 Kasım seçim süreci kampanyasında öne çıkarılması gereken 3 önemli başlık var:

1) Kürt halkına karşı girişilen intikam savaşı derhal durdurulmalıdır! Bu amaçla her il, ilçe, mahalle ve semtte Barış Bloku İnisiyatifleri oluşturulmalıdır. Tüm devrimci, demokrat, sosyalist, sosyal demokrat ve komünistler, en geniş Barış ve Demokrasi Güçleri, bu inisiyatiflerin oluşmasında aktif görev almalıdır.

2) Tüm Türkiye halkları, Fırat’ın doğusu ile batısı ile, oylarına sahip çıkmak için seçim kampanyası sürecinde yerel Halk Meclisleri’ni oluşturmalıdır. Burjuvazi bir daha seçim sonuçlarını tanımama cesaretine sahip olmamalıdır.

3) Türkiye İşçi Sınıfı, ekonomik, demokratik ve siyasal haklarına sahip çıkmak için bu seçim sürecine daha aktif katılmalı, işçi semtlerinde, fabrikalarda İşçi Meclisleri oluşturarak seçim kampanyasında istemlerini dile getirmelidir.

Kısacası, güncel görev; bu seçim kampanyasında, barış, demokrasi, emek, özgürlük ve sosyalizm güçlerinin mümkün olan en geniş birlikteliğini kalıcı olarak sağlamanın yöntemlerini geliştirmektir.

* Bu yazı Politika Gazetesi’nin 19. sayısından alınmıştır.