18 Mart Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Gününde; Politik Mücadele Meşrudur, Yargılanamaz!

“18 Mart Uluslararası Politik Tutsaklar Günü” Paris komünarlarının “Özgürlük – Eşitlik – Kardeşlik” sloganıyla başlattıkları direnişlerinin katliamla bastırılması günü vesilesiyle bir direniş ve sahiplenme günü olarak ele alınmaktadır. Alman devrimci, ilericilerin önerileriyle kararlaştırılan bu günde, her yıl uluslar arası alanda politik tutsakların sorunlarına dikkat çekilmekte ve yaşanan saldırılar teşhir edilmektedir.

Tüm dünyada; düşünen, eleştiren ve mücadele eden tüm insanlara yönelik yoğun bir saldırı söz konusudur. Başta Ortadoğu olmak üzere, emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet eden bölgesel savaşlarla her gün yüzlerce insan hayatını kaybetmekte, binlerce insan yaşadıkları ülkelerini terk edip göç yollarına düşmekte ve yüzlerce insan tutuklanıp cezaevlerinde yoğun işkencelerle karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle bölgesel savaşların sürdüğü ülkelerde ceza evlerinde yaşanan işkenceler, katliamlar ve yargısız infazların bir bilançosu bile söz konusu değil. Her gün yüzlerce insan emperyalist çıkarlara hizmet eden vekâlet savaşlarının sürdüğü ülkelerde cezaevlerinde hayatlarını kaybetmektedirler.

ABD’deki ikiz kulelere yönelik gerçekleştirilen saldırılar bahane edilerek uluslar arası alanda bir çok yeni yasalar çıkarıldı. Adına ‘terörle mücadele’ dedikleri bu yasalar yoluyla birçok insan düşüncelerinden ötürü uzun yıllar hayatlarını cezaevlerinde geçirmektedirler. Avrupa ülkelerinde benzer ulusal yasalar çıkartılarak, birçok devrimci, ilerici insan uzun yıllar cezaevlerine kapatılmaktadırlar. Başta Almanya olmak üzere, Avrupa’da yüzlerce devrimci, ilerici insana düşüncelerinden dolayı davalar açılmış ve tutuklanmıştır. Birçok devrimci, komünist ve ulusal hareketler AB ‘terör örgütleri listesine koyularak, Avrupa’da faaliyetleri yasaklanmaktadır. Bu örgütlerin üye ve taraftarlarına yönelik yoğun soruşturmalar açılmakta ve tutuklanmaktadırlar.

Bundan ötürü Almanya’da 22 yıldır yürürlükte olan PKK yasağından ötürü yüzlerce Kürdistanlı politik düşüncelerinden dolayı yargılanmış ve ceza almıştır. PKK ve Kürt Ulusal Kurtuluş Mücadelesi örgütleri Avrupa’nın hiç bir ülkesinde Almanya’daki kadar bu denli güçlü bir takibata ve baskıya maruz kalmamaktadır. Şimdilerde Almanya’da 8 Kürt aktivisti tutuklu bulunmaktadır: Ahmet ÇELIK (YEK-KOM eski başkanı), Kenan BAȘTU, Mustafa ÇELIK, Mehmet DEMIR, Bedrettin KAVAK, Ali ÖZEL, Abdullah ȘEN ve Muhlis Kaya. Onların yıllardır verdiği siyasal ve ulusal kurtuluş mücadelesi -Türkiye’de de olduğu gibi – Almanya’da da artık terör olarak nitelendirilmektedir.

Aynı şekilde 15 Nisan 2015 tarihinde, Almanya Adalet Bakanlığı’nın talebiyle, Federal Başsavcılığın başlattığı operasyonla Avrupa’nın birçok ülkesinde 10 devrimci ve ilerici gözaltına alınmıştır. Müslüm Elma, Erhan Aktürk, Dr. Banu Büyükavcı, Dr. Sinan Aydın, Haydar Bern, S. Ali Uğur, Musa Demir, Sami Solmaz, Deniz Pektaş ve Mehmet Yeşilçalı ile birlikte toplam 10 devrimci, 2002’de yürürlüğe giren ceza kanunun 129 b yasası kapsamında, ”yurt dışında faal olan terör örgütü” olarak lanse edilen, -Türkiye Komünist Partisi/ Marksist Leninist TKP/ML – üyesi olmakla suçlanmaktalar. İddianamede geçen suçlamaların içinde en çok dikkat çeken olgu; tutsakların Suriye’de bulunan Kürdistan’ın Kobanê / Rojava bölgesinin kurtuluşu mücadelesine ve demokratik otonomi projesi inşasına katıldıkları ve bunun bir ”suç unsuru” olarak yer almasıdır!

Gözaltında bulunanların arasında Avrupa’da göçmenlerin en eski demokratik örgütlerinden biri olan ve 40 yılı aşkın bir süredir eşitlik, halkların kardeşliği ve demokrasi uğruna kesintisiz aktif mücadele sürdüren Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) yöneticileri ve aktivistleri de bulunmaktadır.

Aynı şey Anadolu Federasyonu yöneticilerine ve aktivistlerine yönelikte gerçekleştirilmektedir. Şimdiye kadar birçok Anadolu Federasyonu üyesi ve yönetici gözaltına alınıp yargılanmıştır. DHKP-C üyesi ve yöneticisi oldukları iddiasıyla yargılanan 18 insan bulunmakta ve bunlara toplam 100 yılı aşkın ceza verilmiştir. Anadolu Federasyonu eski başkanının davası halen Düsseldorf’ta sürmektedir.

Özellikle Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimci ve ilericilere yönelik sürdürülen bu cadı avı bilinçlidir. Ülkelerinde sürdürülen mücadeleye aktif destek veren, yaşanan katliamları Avrupa’da teşhir eden tutumlarından ve faaliyetlerinden kaynaklı bu cezalar verilmektedir.

Direnmek meşru bir hak değildir sadece, aynı zamanda da bir gerekliliktir. Berthold Brecht’in sözleriyle: “hakkın haksızlığa dönüştüğü yerde direniş bir sorumluluktur” Tüm demokratik ilerici ve yerli ve göçmen emekçileri, direniş ruhunu kuşanarak, politik tutsaklara sahip çıkmaya çağırıyoruz. 18 Mart Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Gününde düzenlenen etkinliklere katılmaya, politik tutsaklarla mektuplaşarak dayanışma içinde olmaya çağırıyoruz!

Politik Mücadele Meşrudur, Yargılanamaz!

Bütün Politik Tutsaklara Özgürlük!

“Terörle Mücadele” Yasalarına Hayır!

İmzalayanlar: Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK), Navenda Civaka Demokratîk ya Kurdên Almanyayê (NAV-DEM), Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK), Yaşanacak Dünya/Devrimci Proletarya, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Avrupa, Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon), Federal Almanya İşçi Dernekleri Federasyonu (FİDEF)