POLİTİKA’DAN GEÇMİŞ HAFTAYA BAKIŞ 10.09-16.09.2018

FAİZ ARTIŞININ ASIL AMACI NE?

Gazetelerde yazılanları ve devlet yetkililerinin söylediklerini doğru veri kabul edip hemen inanmamak gerekir. Geçtiğimiz hafta ortasında Merkez Bankası gecelik borç verme faizlerini % 19,25’den, % 24’e yükseltti. Gecelik borç alma faizini ise % 16,25’den % 22,50’ye yükseltti.

Bu kararın açıklanmasından hemen sonra TL’nin döviz karşısında değer kazanmasına şahit olduk. Ardından ekonomistler değerlendirmelerini yaptılar. Sonunda CB Erdoğan da biraz tepkisel konuşarak “Merkez Bankasını sabırla izliyorum ama sabrımın da bir sonu var” minvalinde bir açıklama yaptı.

Ekonomistlerimiz yazmışlar. Konunun etrafında dönerek işi sadece döviz kuru meselesi çerçevesinde izah etmeye çalışıyorlar. Kuşkusuz ki bu faiz artırımının değişik alanlara farklı etkileri olacak. Ancak siz siz olun her yazılan ve söylenenlerle yetinmeyin. Asıl işin püf noktası şu; Devlet döviz ile olan mevduatların TL’ye çevrilmesi için yeni bir manevra yapmıştır. Örneğin 10.000 ABD Doları birikimi olan bir yurttaş bu parayı TL’ye çevirirse bugünün kuru ile 62.500 TL’ye sahip olacak. Bu paradan yılda 15.000 TL repo faizi geliri elde edebilecek, bu da ayda 1.250 TL’ye takabül edecek. Fena bir gelir değil diye düşünebilirsiniz. Daha çok dövizi olan orantısal olarak daha fazla para kazanacak.

Bu arada gözden kaçırmamamız gereken bir durum var. Enflasyon, yani hayat pahalılığı % 25 sınırlarına dayandı. Pekiyi, işçi ve emekçiler ile dar gelirli memurların ve emeklilerin maaşlarına bu ay % 25 zam yapıldı mı? Veya yapılır mı. Yanıtımız koskocaman bir hayır! Demek ki repo faizinin artması tek başına bir anlam ifade etmiyor. Erdoğan da bu ortaya çıktığında doğacak tepkiden çekiniyor, onun için de “sabırla bekliyorum” diyor ama alttan alta da bu politikanın mimarı ve emri verenin kendisinin olduğunun anlaşılmadığını zannediyor.

Dövizini TL’ye çevirip % 24 yıllık faiz kazanacak olanlar yarın USD 9 veya 10 TL olunca kazanç mı elde etmiş olacaklar yoksa zarar mı? Hesabı basit, ana parayla kazanılan faizi toplayıp USD’ye o gün çevirdiğinizde zarar etmiş olduğunuzu göreceksiniz. Evet ama ben günü kurtarmaya bakarım, ayda örneğin 1.250 veya 12.500 TL faizden kazandım diyenler bir de enflasyona göz atmalılar.

ABD’NİN ORTADOĞU’DA NE İŞİ VAR?

ABD 11 Eylül 2011 “saldırısından” sonra Afganistan, Irak, Kuzey Afrika ve Suriye’yi içine alan korkunç bir savaş başlattı. Alakası olmayan bu ülkelere asker, silah sevketti ve yeni askeri üsler kurdu. Önce herşeyden bağımsız olarak bu olguyu değerlendirmek ve düşünmek gerekir.

Milyonlarca insanın can vermesine, kentlerin, köylerin yakılıp yıkılmasına ve milyonlarca insanın göç etmesine sebep olan bu ABD bugün Orta-Doğu’da ve özelde Suriye’de kendi kurup büyüttüğü islamcı-faşist örgütlere karşı mücadele adı altında mücadele yürüttüğünü söylüyor. Yeni üsler ve hava savunma sistemleri kuruyor, askeri havalimanları inşa ediyor. Ne adına? Sözde “barış” adına.

ABD bölgede yeraltı ve yer üstü kaynaklarının üstüne oturarak, her biri bağımsız birer devlet olan ülkelerin bu kaynaklarını zorla gasp etmeye çalışıyor. Bölgedeki tüm devrimci, demokrat, ilerici, yurtsever, bağımsızlıkçı, ulusal kurtuluşçu, sosyalist ve komünist güçlerin bu oyuna son vermek için birlikte davranmasını sağlamak gerekmektedir. Özellikle bölgemizde köklü bir geleneğe sahip olan ulusal kurtuluş hareketlerinin, var oluş nedenleri olan ABD emperyalizmine ve faşist İsrail siyonizmine karşı ikircimsiz tavır ve duruş içinde olmaları gerekir.

ABD emperyalizmi hiç bir ülke, kurum, halk ve ulus için güvenilir bir müttefik değildir ve olamaz da. Yakın tarihimizde bütün aldanma deneyleri veya çıkara dayalı girilen ilişkilerin sonuçları ABD emperyalizminin entrika, öc alma ve emperyalist karakterine uygun olan davranışları ile sonuçlanmıştır. Onun için anti-kapitalist içerikli mücadelemizi anti-emperyalist bir strateji ile sürdürmek tüm bölge ve ülke halklarının çıkarınadır görüşünü ısrarla savunuyor altını çizme gereği duyduğumuzu belirtiyoruz.