FİDEF’den Açıklama: AJAN-PROVAKATÖRLERİ TEŞHİR EDİYORUZ

Ali Söylemezoğlu’nun ajanlık belgesi

Düsseldorf, 1 Haziran 2016 – Sol-sosyalist hareket içinde her dönem ihbarcı, itirafçı ajan ve provokatörlerin çıktığı ve bu ihanetçilerin devlet hesabına çalıştıkları bir sır değildir. Devlet güçleri bu tür ajan-provokatörleri dönekler arasından seçer ve farklı biçimlerde piyasaya sunarlar. Devrimci örgütler bu gerçeği bilirler ve buna göre önlem alırlar.

Türk devleti 12 Eylül 1980 darbesinin hemen ardından dönemin MGK’nda alınan bir kararla, Avrupa ülkelerinde »Huzur Operasyonu« adı altında ajanlaştırma, örgütleme ve yargısız infaz faaliyetlerini başlatmıştı. 1990’lı yıllarda ise bizzat dönemin Bonn büyükelçisi Onur Öymen’in yönetimi altında yoğun ajanlık ve lobicilik faaliyetleri yürütüldü. Şimdilerde ise doğrudan »Saray«ın emrinde ve cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlı olarak benzer faaliyetler yürütülmektedir. Hatta aldığımız bilgilere göre bugünlerde özellikle Kürt kurumlarının yöneticilerine ve Kürt şahsiyetlere yönelik infaz timleri Almanya’ya gönderilmişlerdir.

Türk devletinin özellikle lobicilik ve propaganda faaliyetlerinde »eski solcuları« kullandığı, kurdurulan dernek ve federasyonlarla veya güya »bağımsız« sosyal medya gruplarıyla Almanya siyaseti ve kamuoyunu etkilemeye çalıştığı da bilinen bir gerçektir. Bu tip dernek ve federasyonlar resmi T.C. devlet ideolojisinin silahşörlüğünü yapmaktan ve devrimcileri Türk devletine gammazlamaktan başka bir şey yapmazlar. Alman devleti de, Türkiye ile olan ilişkileri ve işbirliği çerçevesinde bunları destekler. Türk devletinin politikalarının meşrulaştırılması, resmi ideoloji doğrultusunda Kürt düşmanı ve Ermeni karşıtı ırkçı kışkırtmalar ve propaganda faaliyetleri bu icazetli örgütler tarafından yürütülmektedir.

Federal Parlamento’da 2 Haziran 2016 tarihinde oylamaya sunulan Ermeni Soykırım karar tasarısı çerçevesinde bu örgütlerin yeni faaliyetlerine tanık olduk. Tüm propagandaya ve konsoloslukların dolaylı desteğine rağmen Avrupa çapında az kişiyi toparlayabildikleri son mitinglerinde gene nefret kustular. Bu tür faaliyetleri uzun zamandan beri örgütleyenlerden birisi, Ali Söylemezoğlu adlı tescilli ajan-provokatördür. Söylemezoğlu »Ermeni yalanını teşhir etmek« demagojisiyle Almanya’da meşum bir rol oynamaktadır ve bu ajan-provokatörü kamuoyunda teşhir etmek de, FİDEF’e düşmektedir.

Söylemezoğlu, ki eski FİDEF-üyeleri onu iyi tanır, sadece dönemin FİDEF ve illegal TKP üyesi değil, aynı zamanda o dönemin TKP Almanya sekreteri ve dolayısıyla TKP Merkez Komitesi üyesiydi. 1988’de örgütten ayrılmıştır. Ancak o dönemlerde bile kendisiyle ilgili ciddi şüpheler ve söylentiler söz konusuydu, ancak Nabi Yağcı kliği onu kollamış ve tartışmanın üstünü örtmüştü. Daha sonra Yağcı kliğinin TKP’ni likidasyon sürecinde konuyla ilgilenilmemiş, Söylemezoğlu’nun deşifre edilmesinin üzerine gidilmemiştir – ta ki bu zatın 1990’lı yıllarda Kürt düşmanı faaliyetlerle karşımıza çıkana dek.

Zamanın Bonn büyükelçisi Onur Öymen’e yazdığı bir rapor elimize geçmiş, devlete çalıştığı belgelenmiştir. Çok sayıda insanı ve özellikle Kürt aktivistleri jurnallemesi üzerine kendisi ›uyarılmış‹, bir süre piyasadan kaybolmuş, İslamcı örgütler arasında sigortacılık faaliyetlerinde bulunmuştur. Yıllar sonra Ermeni Soykırımı konusunda tekrar piyasaya çıkmıştır. Söylemezoğlu Ermeni karşıtı ırkçı kampanyaları ATİB, DİTİB, »Talat Paşa Komitesi« gibi gerici-faşist örgütlerle birlikte yürütmekte, Almanya kamuoyunda kendisini »uzman« olarak tanıtmakta ve doğrudan resmi devlet ideolojisinin sözcülüğünü yapmaktadır. Bu aşamada kendisine karşı sessiz kalmak, ajan-provokatörlüğüne ve suçlarına ortak olmaktır.

Tarihimize saygı, örgütümüze ve devrimci kamuoyuna karşı sorumluluğumuzun bir gereği olarak bu meşum ajan-provokatörü teşhir ediyor ve onu deşifre eden belgelerin birisini yayınlıyoruz.

Söylemezoglu_S1Söylemezoglu_S2

Yayınladığımız bu belge »Mısır Çarşısı« davasıyla ilgilidir. Söylemezoğlu burada sadece Almanya’da »PKK Davaları« çerçevesinde suçlanan kişileri jurnallemekle kalmıyor, aynı zamanda Pınar Selek’e yönelik aslı astarı olmayan suçlamalar da bulunuyor. Pınar Selek bizim eski bir yoldaşımız olan Alp Selek’in kızıdır. Yani burada bir zamanlar kendi arkadaşı olan birisinin kızını ihbar edecek derecede ihanet eden bir ajan-provokatörden bahsediyoruz. Söylemezoğlu’nun ne denli aşağılık bir karakter olduğunu bugüne kadar göremeyenler, bu belge üzerine iyi düşünmelidirler. Hala Söylemezoğlu ile »eski dost« diye temas kurmakta beis görmeyenlerin, bundan itibaren hangi kategoriye gireceklerini görmeleri gerekmektedir. Artık kimse »bilmiyorduk, görmedik, duymadık« diyemez. Söylemezoğlu’na ve onun gibi ajan-provokatörlere karşı tavır almayanlar, ihanetçilerin suçlarına ortak olduklarını bilmelidirler.

Söylemezoğlu gibiler, FİDEF üyelerinin, Mustafa Suphilerin, Bilen yoldaşların çizgisinde mücadeleye devam edenlerin böylesi ajan-provokatörleri her zaman teşhir edeceklerini, devrimci tavır almaktan geri durmayacaklarını çok iyi bilmelidirler. Ajan ve provokatörler karşılarında her zaman devrimcileri ve komünistleri bulacaklardır. Bunu hiç bir zaman unutmasınlar!

FİDEF Genel Yönetim Kurulu