Kontrgerilla devrede, ama nafile!

Murat ÇAKIR

Şaşırtıcı değil, bekleniyordu. Defalarca yazıldı, çizildi: seçim akşamına kadar provokasyonlar olacak diye. Linç girişimleri, silahlı-bombalı saldırılar, cinayetler, kışkırtmalar. Hamdullah Öğe’yi katledenler, en son Erzurum’daki provokasyonu örgütleyenler, tutuklama furyasını başlatanlar ve gazete bürolarına baskınlar düzenleyenler aynı ve tek merkezden emir alıyorlar. Egemenler gene kontrgerillayı devreye soktular, ama nafile!

İşçi sınıfının politik hareketinin 95 yıllık tarihinin, Suphi’lerin, Hayrullahoğlu’ların geleneğinin taşıyıcısı olan Politika Gazetesi’ne de silahlı baskın düzenlediler. Yoldaşımızın kafasına silah dayayıp, yazarlar olarak isimlerimizi vererek tehdit ettiler. Ofisimizi dağıttılar. Amaçlarının göz dağı vermek, gerekli görürlerse de barış, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin neferlerini katledebileceklerini göstermek olduğunu biliyoruz. Kim olduklarını da. Evet, kontrgerilla gene devrede, ama nafile!

Ortak tarihimiz tanıktır: Komünistler, sosyalistler, devrimciler, aynı devrimci cephedeki bileşenleri olan Kürt Özgürlük Hareketinin neferleri gibi, tehditlere, saldırılara pabuç bırakmazlar. Ölümden korkarak, sıtmaya razı olmazlar. Bu topraklarda yeterince bedel ödeyenleri korkutamazsınız. Aslında sizin korktuğunuzu biliyoruz. Provokasyonlarınız, cinayetleriniz, saldırılarınız bu korkunun ifadesidir.

Evet, korkuyorsunuz, çünkü artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak – bileşeni olduğumuz HDP barajı aşsa da, aştırtmasanız da! Nasıl 2013 Haziran Direnişi »Gezi ruhunu« uyandırdıysa, nasıl Kobanê Direnişi enternasyonalist dayanışmayı tetiklediyse, 7 Haziran seçim süreci de ortaklaştırdığı direniş ruhlarıyla siz egemenlere korku salıyor.

Korku salıyor, çünkü HDK/HDP ile Türkiye ve Kürdistan’ın devrimci güç potansiyelini temsil eden, geniş bir güç birliğini kuran, kendi hacminin ötesinde toplumsal kesimleri harekete geçiren ve AKP hegemonyasını sarsarak, yönetim krizini derinleştiren bir odak oluştu. Savaş kışkırtıcısı, mezhep çatışmasını körükleyen, halkları birbirine düşman etmeye çalışan, otoriter neoliberalizmi vahşice uygulayan ve kapitalist sömürüye İslam kılıfını geçiren AKP rejimini geriletecek olan bu odaktır. Türkiye işçi sınıfının devrimci güçleri ve Kürt Özgürlük Hareketi egemenlere barışı, demokratik cumhuriyeti dayatmaya kararlıdırlar. Korkunuzun, provokasyonlarınızın ve kontrgerillayı devreye sokmanızın nedeni budur.

Ama nafile! Hile ve dolanla barajı aştırtmasanız, saldırılarınıza devam etseniz de, artık bentleri yıkmış olan seli durduramayacaksınız. AKP’yi destekleyen yoksul kitlelerin pragmatizmine güvenmeyin hiç, yerini kaygılar alıyor. İşbirlikçisi olduğunuz emperyalist güçleri de »istikrar« korkusu sardı, çünkü krizleri yönetemiyorsunuz artık. Ne Kürt halkı eskisi gibi yaşamak istiyor, ne de Renault’ta, Tofaş’ta, Arçelik’te ve diğer fabrikalarda hakları için direnen işçiler eskisi gibi uyutulmaya razı değiller. Korkun, korkmakta haklısınız!

Şunu da bilin: biz komünistler, düşüncelerimizi saklamayız. Amacımız bellidir: kapitalist düzeni yıkmak ve işçi sınıfının iktidarını kurmaktır. Kum tanesi olsak bile, çarklarınızı bozacağız. Şairin dediği gibi, »ipin, kurşunun rağmına!«. Korkun, korkmakta haklısınız!